Connect with us

Genel

ROLLS-ROYCE %100 SÜRDÜRÜLEBİLİR HAVACILIK YAKITINI TEST EDİYOR

-

Yayınlandı

  • Rolls-Royce motorlarının % 100 Sürdürülebilir Havacılık Yakıtı (Sustainable Aviation Fuel – SAF) ile yapılan yer testleri, SAF’in emisyonları azaltma potansiyelini ortaya çıkarabilir

Rolls-Royce, süregelen net sıfır karbon stratejisi kapsamında, yeni nesil motor teknolojisine yönelik yapılan yer testlerinde ilk kez %100 sürdürülebilir havacılık yakıtını kullanacak.

Bu testlerin amacı ise, katışıksız SAF’in gaz türbini motorlarının çevre performansının iyileştirilmesine yönelik önemli bir katkı sağladığını doğrulamak.

Testlerde kullanılan SAF, düşük karbonlu yakıt konusunda uzman Paramount, California’daki World Energy tarafından üretiliyor. SAF ayrıca Shell Havacılık şirketi tarafından tedarik ediliyor. SkyNRG tarafından ikmal edilen bu katışıksız yakıt, net CO2 yaşam döngüsü salınımlarını geleneksel jet yakıtına kıyasla %75’ten daha fazla azaltma potansiyeline sahip. Bu katışıksız yakıt sayesinde, önümüzdeki yıllarda CO2 yaşam döngüsü salınımı daha da azaltılabilir.

Bu testler, mevcut motorlarımızın tamamen “ikame (drop-in)” seçeneği kapsamında % 100 SAF ile çalışabileceğini göstermeyi ve ilgili yakıtların sertifikasyonu konusunda bir altyapı hazırlamayı amaçlıyor. Hâlihazırda SAF, geleneksel jet yakıtıyla % 50’ye varan karışımlar için sertifikalandırılarak mevcut tüm Rolls-Royce motorlarında kullanılabilecek şekilde konumlandırıldı.

Önümüzdeki haftalarda Derby, Birleşik Krallık’ta başlayacak yer testlerinde, ALECSys (Advanced Low Emissions Combustion System – Gelismis Düşük Emisyonlu Yanma Sistemi) zayıf yanma teknolojisini de içeren bir Trent motoru yer alacak.

ALECSys, birinci nesil Trent motorlarına göre %25 yakıt tasarrufu sağlayan UltraFan® yeni nesil motor gösterim programının bir parçası.

Rolls-Royce Teknoloji Sorumlusu Paul Stein konuyla ilgili şunları söyledi: “Havacılık, dünyayı birbirine bağlı tutan çok büyük bir güç. Bu gücü ancak sürdürülebilir bir şekilde devam ettirebiliriz. Testlerimizin amacı ise gerçek anlamda salınım azaltımı sağlayabileceğimizi göstermek. Havacılığın 2050’ye kadar yılda 500 milyon tona kadar arttırması gereken SAF üretimi sayesinde gezegenimize oldukça büyük bir katkı sağlayabiliriz.”

World Energy İcra Kurulu Başkanı ve Kurucusu Gene Gebolys ise şunları söyledi: “World Energy, dünyanın en ileri düşük karbonlu yakıtlarını sağlıyor. Bu sayede sektör öncüleri endüstriye birtakım yenilikler getiriyor. Rolls-Royce, motorlarındaki potansiyelini en üst düzeye çıkarmanın yollarını bulmak için teknoloji uzmanlığını ortaya koyuyor ve biz de onları desteklemekten gurur duyuyoruz.”

SkyNRG Genel Müdürü Theye Veen ise: “Bu program, emisyonları azaltma hedefinde buluşan havacılık değer zincirindeki şirketlerin birlikte çalışmaları halinde neler başarılabileceğinin güzel bir örneği. SAF konusunda öncü olan SkyNRG, Rolls-Royce tarafından yürütülen bunun gibi yenilikçi testleri desteklemekten gurur duyuyor” diyerek konuyla ilgili görüşlerini aktardı.

SkyNRG’nin yanı sıra Rolls-Royce’a SAF temin eden Shell Havacilik, ALECSys motor test programı için AeroShell madeni yağlarını da temin ediyor.

Shell Havacılık Başkanı Anna Mascolo ise konuyla ilgili olarak şunları söylüyor: “100 yılı aşkın bir süredir Rolls-Royce ve Shell, havacılığın gelişmesini sağlamak amacıyla birlikte çalışıyor. Bu iş birliği bizi, havacılığın net sıfır karbon stratejisine bir adım daha yaklaştırıyor. Shell havacılık, SAF’in yanı sıra, testte net sıfır salınıma ulaşmak için doğaya dayalı çözümler kullanarak karbon dengesini sağlayacak. Shell Havacılık ayrıca havacılıkta net sıfır karbon salınımı elde edilmesi için birden çok tedbirin gerekli olduğu gerçeğini gözler önüne serecek.”

ALECSys programı Avrupa Birliği tarafından Clean Sky aracılığıyla ve Birleşik Krallık’ta Aerospace Technology Institute ve Innovate UK (Havacılık Teknoloji Kurumu ve Inovasyon Birleşik Krallık) tarafından destekleniyor. %100 SAF test programı ayrıca ATI, iUK ve Gulf Havacılık tarafından da destekleniyor.

Genel

THY ikinci sevkiyatı yaptı

-

yayınlandı

Türkiye’nin Çin’den satın aldığı inaktif aşıların 10 milyon dozluk ikinci sevkiyatının ilk bölümü olan 6,5 milyon doz aşı Türkiye’ye ulaştı. Aşıları taşıyan Türk Hava Yolları’na ait TK 6175 sefer sayılı Boeing 777-300ER tipi uçak bu sabah saat 06.15’de İstanbul Havalimanı’na iniş yaptı.

AŞILAR GÜMRÜK İŞLEMLERİ İÇİN DEPOLARA ALINDI

Aktif ısı kontrollü konteyner içerisinde taşınan 6.5 milyon doz inkatif aşı uçaktan görevliler tarafından titizlikle indirildi. Aşılar daha sonra gümrük işlemlerinin yapılması için depolara alındı.

AŞILARIN KULLANIMINA ONAYDAN SONRA BAŞLANACAK

Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu yeni parti aşıları güvenirlik testinden geçirecek. 14 gün sürecek bu aşamanın ardından aşılar güvenli bulunursa, acil kullanım onayı çıkarılacak.

3,5 MİLYON DOZ DAHA AŞI GELECEK

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ikinci sevkiyatta 10 milyon doz aşının Türkiye’ye getireceleğini söylemişti. Sevkiyatın ilk bölümünde 6,5 milyon doz aşı gelirken, kalan 3,5 milyon doz aşının da kısa süre içerisinde Türkiye’de olması bekleniyor.

İLK PARTİSİ 30 ARALIK’TA GELMİŞTİ

Türkiye’nin Çin’den sipariş ettiği Sinovac aşısının 3 milyon doz olan ilk partisi 30 Aralık 2020’de Türkiye’ye gelmiş ve 14 Ocak’ta sağlık çalışanlarıyla birlikte aşılama süreci başlamıştı. Aşı uygulama sürecinde sağlık çalışanlarıyla birlikte 85 yaş üstü vatandaşlar da dahil olmak üzere şimdiye kadar 1 milyon 244 bin 668 kişiye aşı yapıldı.

AŞI PROGRAMI AKSAMADAN DEVAM EDECEK

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada inaktif aşıların 10 milyon doz olan 2. sevkiyatının 6.5 milyon dozluk ilk bölümünün pazartesi sabahı Türkiye’de olacağını belirterek “Tedarik planına uygun olarak teslimatlar aşı programı aksamadan devam edecek şekilde elimize ulaşacak” demişti.

Devamını Oku

Genel

Airbus, geleceğin teknolojilerini Flightlab ile test ediyor

-

yayınlandı

Airbus Helicopters, sadece yeni teknolojilerin olgunlaşmasına adanmış bir platform olan Flightlab’de uçuş testlerine başladı. Airbus Helicopters Flightlab, Airbus’ın mevcut helikopter menzilini ve hatta gelecekteki sabit kanatlı uçaklar veya (e) VTOL platformları gibi daha da zorlu olanlar için bile teknolojileri hızlı ve verimli bir şekilde test etmek için özel bir ortam sağlıyor.

Airbus Helicopters, Flightlab ile hibrit ve elektrikli tahrik teknolojilerinin test edilmesinin yanı sıra, helikopter ses seviyelerini azaltmayı veya bakım ve uçuş güvenliğini artırma odaklı otonomi ve diğer teknolojileri takip etmeyi amaçlıyor.

Airbus Helicopters CEO Bruno Even, “Geleceğe yatırım yapmak, özellikle kriz zamanlarında büyük önem taşıyor: Müşterilerimize daha fazla güvenlik, daha az pilot iş yükü ve daha az ses seviyesi hedefi ile birlikte katma değer sağlıyor. Bu yeni teknolojileri test etmek için özel bir platforma sahip olmak, uçuşun geleceğini bir adım daha yaklaştırıyor ve bu, Airbus Helicopters’ta önceliklerimizin net bir yansımasıdır” dedi.

Uçuş testleri geçen Nisan ayında başladı ve platform, kentsel alanlarda helikopter ses seviyelerini ölçmek ve binaların özellikle insan algısı üzerindeki etkilerine dair inceleme yapmak için kullanıldı. İlk sonuçlar, binaların ses seviyelerini maskelemede veya yükseltmede önemli bir rol oynadığı ve bu çalışmaların, özellikle de kentsel hava hareketliliği (Urban Air Mobility – UAM) girişimleri için ses modelleme ve düzenleme ayarı zamanı geldiğinde önemli bir rol oynayacağını göstermektedir. Aralık ayında, mürettebatı, ana ve kuyruk rotorlarıyla yakın çarpışma riski konusunda uyarmayı amaçlayan Rotor Strike Alerting System (RSAS)’ı değerlendirmek için testler yapıldı.

Bu yılki testler, alçak irtifada seyrüsefer imkanı sağlamak için kameralı bir görüntü algılama çözümü, hafif helikopterler için özel bir ‘sağlık ve kullanım izleme sistemi’nin (HUMS) uygulanabilirliği ve bir türbin arızası durumunda acil elektrik sağlayacak bir ‘motor yedekleme sistemi’ni kapsayacak. Pilot iş yükünü daha da azaltmayı amaçlayan sezgisel pilot uçuş kontrollerinin yeni bir ergonomik tasarımını değerlendirmek için Flightlab üzerinden testler, 2022’de devam edecek ve bu, geleneksel helikopterlerin yanı sıra UAM gibi diğer VTOL formülleri için de uygulanabilir.

Flightlab, şirketin müşterilere değer sunmaya odaklanan inovasyon yaklaşımını yansıtan bir Airbus girişimdir. Airbus, büyük bir uçakta laminer akış kanadı teknolojisinin uygulanabilirliğini incelemek için kullanılan A340 MSN1 ve bağlantılı kabin teknolojilerini değerlendirmek için kullanılan A350 Airspace Explorer gibi pek çok iyi bilinen Flightlab örneklerine sahiptir. 

Devamını Oku

Genel

YERLİ VE MİLLİ PROJELER TÜRKİYE’NİN KADERİNİ ŞEKİLLENDİRECEK

-

yayınlandı

Bakan Karaismailoğlu, “Teknolojide Yerli Üretim ve KOBİ’lerin Gücü” konulu etkinliğe video konferans yöntemi ile katıldı.

Karaismailoğlu, “KOBİ’lerin, start-upların, köklü kuruluşların, üniversitelerin, bilim kurumlarının yerli ve milli teknolojiler üretmeye odaklanması, Türkiye’nin kaderini yeniden şekillendirecek. Bakanlık olarak tüm ulaşım modlarında olduğu gibi bilişim, iletişim ve haberleşme alanında da ‘yerli’ ve ‘milli’liği ön plana aldık” dedi.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ve Vodafone Türkiye’nin birlikte düzenledikleri “Teknolojide Yerli Üretim ve KOBİ’lerin Gücü” konulu etkinliğe video konferans yöntemi ile katıldı. Karaismailoğlu, Teknolojide Yerli Üretim ve KOBİ’lerin Gücü Webinarı ve B2B Görüşmelerine ilişkin internet üzerinden yapılan toplantıda, günümüzde teknolojide yerli üretimin, Türkiye’de, kamunun ve özel sektörün bir numaralı gündem maddesi olduğunu dile getirdi.

-“İletişim ve haberleşme alanında ‘Yerli ve milli’ projeleri önemsiyoruz”

Karaismailoğlu, “Nesiller boyu araştırmaya, geliştirmeye, üretmeye cesaret bulamadık. Bugün ise önümüze çıkan fırsatları değerlendirmeye hazırız. İşte biz, bu fırsatlara hazır olmak için,18 yıldır, bizden evvel kaybedilen zamanı hemen her alanda telafi etmek, eksikleri gidermek, ihmal edilen her noktaya temas etmek üzere çalıştık” dedi.

KOBİ’lerin, start-upların, köklü kuruluşların, üniversitelerin, bilim kurumlarının yerli ve milli teknolojiler üretmeye odaklanmasının, Türkiye’nin kaderini yeniden şekillendireceğini kaydeden Karaismailoğlu, Bakanlık olarak tüm ulaşım modlarında olduğu gibi bilişim, iletişim ve haberleşme alanında da “yerli” ve “milli”liği ön plana aldıklarını bildirdi.

Bakan Karaismailoğlu, Teknolojideki Ar-Ge payının, 2023’te AB ülkeleri düzeyine, 2028’de de OECD ülkeleri ortalamasının üzerine çıkarmayı hedeflediklerini aktardı.

-“Bilişim ve iletişim yatırımları dijitalleşmeye geçiş sürecinde katalizör görevi görüyor”

Bilişim, iletişim ve haberleşme sistemlerinde yerli ve millik oranlarını gün geçtikçe artırdıklarına işaret eden Karaismailoğlu, Türkiye’nin 5G sistemine geçişinde yerli ve millilik hassasiyeti yanında KOBİ’lerimizle birlikte el ele çalışmaya devam edeceklerinin altını çizdi.

Salgın sürecinde, artan talebin karşılaması için bilişim ve iletişim yatırımlarının, katalizör görevi de gördüğüne dikkat çeken Karaismailoğlu, tüm dünyada, dijitalleşmeye geçiş sürecinin ciddi oranda hızlandığını vurguladı.

 Karaismailoğlu, sözlerine şu şekilde devam etti:

“Salgının etkili olduğu 2020’de bilişim sektörümüz yüzde 15 büyüdü. Fiber hat uzunluğumuz 413 bin kilometreye ulaştı. Sabit geniş bant abone sayısı 15,9 milyonu aştı. Sabit altyapılarda fiber abone sayısı 3,8 milyona yaklaştı. Genişbantta abone sayısı 81 milyona ulaştı. Makineler arası iletişim abone sayımız 6,1 milyona ulaştı. Bütün bu olumlu gelişmeler olurken, 10 yıl önce mobil operatörlerimizin dakikası 11,7 kuruş olan ortalama tarife ücreti, bugün 1 kuruşa geriledi.”

– “2020’de 118 bin 470 siber saldırı, 36 bin 242 zararlı bağlantı tespit edildi”

Karaismailoğlu, 2021 yılını Ulaştırma ve Haberleşmede Dijitalleşme Yılı ilan ettiklerini, siber güvenlik yaklaşımlarını da iddialarına uygun olarak güçlendirdiklerini vurguladı.

Dijitalleşme ve yeni medya araçlarının, sağladıkları kolaylıklarla birlikte ciddi riskler de oluşturduğunu aktaran Karaismailoğlu, “İletişimde çeşitliliği getiren dijital ağlar, diğer yandan siber saldırılar, siber zorbalık gibi kavramları gündemimize getirmektedir. Bilişimde yoğun kullanım ve uzaktan erişim talebi karşısında siber saldırılar da bir o kadar arttı. 2020’de 118 bin 470 siber saldırı, 36 bin 242 adet zararlı bağlantı tespit edilerek kontrolleri yapıldı” ifadelerini kullandı.

Yasal ve idari düzenlemeleri kararlılıkla hayata geçirdiklerini, “Türkiye’nin verisinin, Türkiye’de kalması” için her türlü teknolojik, idari ve hukuki süreçleri işlettiklerini dile getiren Karaismailoğlu, teknolojide yerli üretim ve KOBİ’lerin desteklenmesinin önem kazandığını ifade etti.

Kaynak: Ulaştırma Bakanlığı

Devamını Oku

Popüler Haberler

Copyright © 2014 - 2020 Apronmedya